| Elbette kendisini "bilimsel" ilan
eden tek ideoloji komünizm değildir. Aynı şekilde ırkçılık
ve faşizm de "bilimsellik" iddasıyla ortaya çıkmıştır.
Hitler, Alman ırkının diğer tüm ırklardan üstün
olduğu iddiasına dayanan ideolojisini, Almanların ve diğer
ırkların kafataslarını ya da benzeri fiziksel yapılarını ölçerek
sözde biyolojik yönden ispatlamaya çalışmıştır. Benzeri bilimsellik
iddiaları, başka ırkçı ideologlar tarafından da tekrarlanmıştır.
Bunlar siyasi tarihin bilinen örnekleridir. Ancak
biz yazımızda bunlar kadar ünlü olmayan, fakat aslında büyük
önem taşıyan, özellikle de Türk Milleti'ni yakından ilgilendiren
başka bir örneği inceleyeceğiz. İnceleyeceğimiz ideoloji,
"Türk Düşmanlığı"dır. Bu kavram, kimi zaman bir tür ideoloji
kimi zaman da en azından siyasi bir tavır olarak son bir kaç
yüzyıldır Batı dünyasında etkilidir.
Türk düşmanlığı, önce Osmanlı'nın duraklama devirlerinde
"Türkler Avrupa'dan silinip atılmalıdır" diyen Avrupalı devlet
adamları ile başlamış, ardından Osmanlı'nın parçalanmasını
hedefleyen 19. yüzyıl emperyalizminin temel düşüncelerinden
birini oluşturmuştur. Kendilerini sözde "ileri ve medeni milletler"
olarak gören kimi Avrupalılar, Türk Milleti'ni ve medeniyetini
olabilecek en uzak coğrafyaya kadar sürülmesi gereken güya
"geri ve ilkel" bir unsur olarak görmüşlerdir. Özellikle 19.
yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bu Türk düşmanı
fikirler Avrupa başkentlerinde büyük etki uyandırmıştır. Ord.
Prof. Enver Ziya Karal'ın yazdığına göre, o dönemde Avrupalılar
arasında yaygın olan bu düşüncenin özeti şudur:
"Türkler sarı ırktandır. Turan kökenlidir. Göçebe
ve zalim bir güruhtur. Her çeşit değişikliğe ve ilerleme fikrine
düşmandır."
Bu fikrin tarihin eski bir döneminde kalmış bir
yaklaşım olduğunu düşünmek ise büyük bir yanılgı olur. Çünkü
Türk düşmanlığı bugün de hala bazı Batılı çevrelerde son derece
canlıdır. Başta Almanya olmak üzere Batılı ülkelerdeki Türk
azınlıklara karşı şiddet eylemleri düzenleyen, savunmasız
Türk soydaşlarımızı acımasızca katleden neo-Naziler ve benzeri
faşist gruplar, Türk düşmanlığını bir ideoloji olarak benimsemişlerdir.
Avrupa ülkelerinin çeşitli uluslararası siyasi platformlarda
Türkiye aleyhinde sergiledikleri önyargıların kökeninde de,
19. yüzyıldan miras olan Türk düşmanlığının kalıntıları yatmaktadır.
Kısacası, Türk düşmanlığı bir ideoloji olarak
hala vardır ve canlıdır.
Bu noktada konunun ilginç bir yönüne dikkat etmemiz
gerekir. Başta, farklı ideolojilerin kendilerine sözde "bilimsel"
bir görüntü vermeye çalıştıklarından söz etmiştik. Acaba aynı
durum Türk düşmanlığı için de geçerli midir? Bu fikrin gerisinde
de ona "bilimsellik" boyası katan bir etken var mıdır?
Elbette vardır ve bu etken son 150 yıl içinde
Türk Milleti'ne yönelik düşmanlığın temeli olan Darwin'in
Evrim Teorisi'dir. Charles Darwin, Türk Milleti'ni "yarı maymun
aşağı bir ırk" olarak tanımlayan ve yok edilmesi gerektiğini
savunan fanatik bir Türk düşmanıdır. Dahası, ortaya attığı
teori ile de Türk düşmanlığına sözde "bilimsel" dayanak kazandırmıştır.
Günümüzün neo-Nazileri, hala Darwin'in Türk Milleti hakkındaki
hezeyanlarından kuvvet bulmaktadırlar. (www.darwinizminsonu.com)
Darwin'in görüşlerini, özellikle de iç dünyasını
ve yakın çevresi ile paylaştığı düşüncelerini en iyi yansıtan
kaynak, ölümünden altı yıl sonra oğlu Francis Darwin tarafından
yayınlanan Life and Letters of Charles Darwin (Charles Darwin'in
Hayatı ve Mektupları) adlı kitaptır. Bu kitapta Darwin'in
çok sayıda mektubu vardır ve bu mektuplarda ilginç görüşler
dile getirilmektedir.
Bu kitap yayınlandıktan sonra İngiliz fikir adamları
arasında önemli bir yankı uyandırmış, özellikle de Darwin'in
taraftarları, kitabın her satırını inceleyerek kendilerine
akıl hocalığı yapan kişinin görüşlerini etüd etmişlerdir.
Kitapta yer alan mektuplardan bir tanesi ise,
oldukça önemli siyasi mesajlar taşıdığı için büyük dikkat
çekmiştir. Özellikle İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğu'na
cephe aldığı, İngiliz başbakanı Gladstone'un "Türkler insanlığın
insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin bekası için onları
Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu'da yok etmeliyiz"1
gibi sözleri ısrarla tekrarladığı bir dönemde yayınlanan bu
mektup kısa sürede önemli bir propaganda malzemesi haline
gelmiştir. Çünkü Darwin'in bu mektuptaki fikirleri Gladstone'unkiyle
aynı, hatta daha da fanatiktir.
Söz konusu mektup, Charles Darwin tarafından
3 Temmuz 1881 tarihinde W. Graham adlı bilim adamı arkadaşına
yazılmıştır. Darwin, mektubun girişinde doğada bir amaç ve
anlam olmadığı yönündeki klasik materyalist mantıklarını tekrar
etmektedir. Cümlelerin devamında ise garip hezeyanlar sergilemektedir:
"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin
ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını
ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç
yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde,
Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama
artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar
gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar,
yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir.
Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU
TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun medenileşmiş YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN
ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."2
Bu satırlarda Türk Milleti için söylenen sözlerin
birer hezeyan oldukları, fanatikçe bir nefretin ve Türklük
hakkındaki derin bir cehaletin ürünü oldukları açıktır.
Darwin, Türk Milleti'nin yakında Avrupalılar
tarafından yok edileceğini öne sürmektedir. Bu işi gerçekleştirmesini
umduğu Avrupalıları "medenileşmiş yüksek ırklar" olarak tarif
etmekte, Türk Milleti'ne de kendince "aşağı ırk" yakıştırması
yapmaktadır.
Ancak burada Darwin'in bu hezeyanını önemli bir
mesajla birlikte dile getirdiğine dikkat etmek gerekir. Darwin,
bu cümleleri, "doğal seleksiyon medeniyetin ilerleyişine katkıda
bulunmaktadır" şeklinde bir giriş yaparak söylemektedir. Yani
Türk Milleti'nin yok edilmesi hedefinin kendince, doğa kanunlarının
bir gereği olduğunu ve medeniyetin ilerleyişine de katkıda
bulunacağını iddia etmektedir!...
Darwin'in Türk Milleti ile ilgili bu sözlerinin,
İngiltere'nin Mısır'ı işgalinden bir yıl önceye rastlaması
da oldukça anlamlıdır. Anlaşılan, İngiliz yönetiminin Mısır'ın
işgali ile başlayacak bir "Osmanlı'yı parçalama" stratejisinin
kurulduğu sıralarda Darwin, "Türklerin yakında yok olacaklarını
görüyorum, bu doğal seleksiyonun gereğidir" diyerek, bu stratejiye
kendince katkıda bulunmuştur.
Darwin'in Türk düşmanlığına sağladığı bu desteğin
etkisi, günümüzde bile sürmektedir. Başta Almanya olmak üzere
çeşitli Batılı ülkelerdeki neo-Nazi ve faşist gruplar, Türklere
karşı yürüttükleri karalama kampanyasında hala Darwin'in bu
sözlerine atıfta bulunmaktadırlar. Internetteki çeşitli neo-Nazi
sitelerinde, Darwin'in "Ari ırkın üstünlüğü" hakkındaki sözlerinin
yanında Türk Milleti hakkındaki hezeyanı da yer almaktadır.
Almanya'daki Türk soydaşlarımızı acımasızca katleden, evlerini
kundaklayan, işyerlerini yağmalayan "dazlak"lar, Darwin'in
görüşlerinden güç bulmaya devam etmektedirler.
Solingen'de ve Türklere ait yerleşim merkezlerinde
soydaşlarımıza ait evlerin ve iş yerlerinin kundaklanması,
eski Sovyetler Birliği'nin Türk topluluklarını yıllarca esaret
altında tutmaları, Kıbrıs'ta Türklere yapılan mezalim, Batı
Trakya, Makedonya, Doğu Türkistan gibi bölgelerde soydaşlarımıza
yönelik asimilasyon politikaları ve katliamlar, Batılı ülkelerin
tamamına yakınının Türkleri aralarına sokmamak için vize uygulamaları,
Ermeni Soykırımı iddialarıyla dünya çapında haksız bir kamuoyu
oluşturma çabaları ve son olarak ekonomik ve siyasi yönden
Türkiye'yi zaafa uğratma planları, hep aynı Türk ve Türklük
düşmanı ırkçı anlayışın tezahürüdür.
Bütün bu örnekler, 19. yüzyılda Batı emperyalizmi
tarafından körüklenen, o zamandan bu yana da çeşitli çevreler
tarafından ısrarla ayakta tutulan "Türk düşmanlığı" akımının
ardında, Darwinizm'in önemli bir yeri olduğunu göstermektedir.
Elbette ki Türklere düşman olan toplum, grup ya da kişiler
tarihin her döneminde var olmuştur. Ancak ilk kez Darwin bu
düşmanlığa sözde bilimsel bir dayanak sağlamış, Türk Milleti'nin
"geri ve ilkel" bir millet olduğu şeklindeki safsatalara bilimsel
bir kılıf bulmuştur.
Bu ise milletini ve vatanını seven her Türke,
Darwinizm'e karşı tavır almak, bu ırkçı ideolojiyi reddetmek
ve geçersizliğini de elinden geldiğince ortaya koymak görevini
yükler. Aksi takdirde, eğer Darwinizm'i savunursa, kendi milletini
yok etmek isteyen bir dünya görüşüne hizmet etmiş olacaktır.
1. Süleyman Kocabaş, Hindistan Yolu ve Petrol
Uğruna Yapılanlar, Türkiye ve ingiltere, 1. b., İstanbul,
Vatan Yayınları, 1985, s.231
2. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin,
vol. I, 1888. New York: D. Appleton and Company, s.285-286
|