Yunusların ağızlarındaki gagaya
benzer çıkıntı ise sudaki hareketlerini kolaylaştıran bir
başka tasarımdır. Hayvan bu yapı sayesinde suyu daha iyi yarmakta
ve daha az enerji harcayarak daha hızlı yüzebilmektedir. Modern
gemilerin burunlarında da yunus ağzına benzer bir çıkıntı
vardır. Bu hidrodinamik tasarım, gemilerin hızını da aynen
yunuslarınki gibi artırmaktadır.
Dayanışma Esasına Dayalı Sosyal Yaşamları
Yunuslar çok büyük gruplar halinde yaşar. Güvenli
bir koruma için dişiler ve yavrular böyle bir grubun ortasında
yer alır. Grubun hasta üyesi yalnız bırakılmaz, ölene kadar
grubun içinde tutulur. Bu güçlü dayanışma bağı, yeni bir yavru
gruba katıldığı ilk günden itibaren başlar. Yunus yavruları
önce kuyrukları dışarı çıkacak biçimde doğarlar. Bu sayede
doğum tamamlanana kadar yavrunun havasızlıktan ölmesi önlenmiş
olur. En son yunusun başı doğum kanalından çıkar çıkmaz, ilk
nefesini alması için hızla su yüzeyine çıkarılır. Genellikle,
yardım amacıyla anne yunusa bir başka dişi yunusta eşlik eder.
Diş yunus doğumdan sonra annesini emzirir. Süt emmek için
dudağı olmayan yavru annesinin karnındaki bir yarıktan çıkan
iki süt kaynağından beslenir. Bu bölgeye ufak ağız darbeleriyle
dokunduğunda fışkıran sütle beslenir. Yavru her gün onlarca
litre süt içer.
 |
Yunuslar, insan kulağının algılayamayacağı büyüklükte
(20.000 Hertz ve üstü) ses dalgaları yayarlar. Bu yayılımı
kafanın ön kısmı hizasında "kavun" olarak adlandırılan bir
bölgeden kaynaklanır. Hayvan kafasını hareket ettirerek dalgaları
istediği yöne doğru kanalize edebilir. Sonar dalgası bir engelle
karşılaştığı zaman, hemen bir yansıyarak geri döner. Alt ağız
alıcı görevi yaparak yankıyı iç kulağa yollar. İç kulak da
verileri beyne gönderir. Bu veriler beyinde analiz edilir
ve yorumlanır.
Bu sütün %50si yağ meydana gelir (ineklerde ise
sütün %15'i yağdır). Bu sayede, vücut ısısını dengelemesi
için gerekli olan deri yağı hızla oluşur. Hızlı dalışlar esnasında
diğer dişiler yavruyu aşağı doğru iterek yardımcı olurlar.
Ayrıca, yavruya avlanmayı ve sonarını kullanmayı da öğretirler.
Bu yıllarca süren bir eğitim safhasıdır. Bazıları yıllarca
sevdikleri bir aile üyesinin peşinden ayrılmazlar. 30 sene
boyunca bu böyle devam edebilir.
Vurgun Yemeyi Önleyen Sistem
Yunuslar insanlarla kıyaslanamayacak kadar derin
sulara dalabilirler. Bu konudaki rekor Balinagillerden Amber
balığına aittir. Amber balığı bir nefes alışla 3000 metre
derine dalış yapabilir. Gerek yunuslar gerekse balinalar bu
tip dalışlara uygun bir tasarımda yaratılmışlardır. Palet
şeklindeki kuyruklar suya dalmayı ve yüzeye çıkmayı oldukça
kolaylaştırır. Dalış için yaratılmış bir başka tasarım da
hayvanın ciğerlerinde gizlidir: Hayvan derine daldıkça üzerindeki
suyun ağırlığı, yani basıncı artar. Bu basıncı dengelemek
için, ciğerlerinin içindeki hava basıncını da giderek artırır.
Ancak bu hava basıncı giderek çok yüksek derecelere çıkar.
Aynı basınç bir insan ciğerine uygulansa, ciğer yırtılıp parçalanacaktır.
İşte bu tehlikeye karşı yunusların vücutlarında çok özel bir
koruma yaratılmıştır: Yunusların akciğerlerindeki bronşlar
ve hava kesecikleri, basınca karşı son derece dayanıklı kıkırdak
halkalarla korunmuştur.

Yunuslar da diğer tüm canlılar gibi, Allah'ın sonsuz
gücünün ve sanatının birer tecellileridir. |
Yunusların vücutlarındaki bir diğer yaratılış
örneği ise, vurgun tehlikesine karşı alınan tedbirdir. Dalgıçlar
su yüzeyine hızlı çıkışlarda basınç farkından kaynaklanan
bu tehlikeyle karşılaşırlar . Vurgunun nedeni, akciğerlere
çekilmiş olan havanın ani bir biçimde kana karışarak damarların
içinde hava kabarcıkları oluşturmasıdır. Bu baloncuklar kan
dolaşımındaki düzeni bozarak ölüm tehlikesi meydana getirir.
Balinalar ve yunuslar ise bizler gibi akciğerleriyle solumalarına
karşın böyle bir problemle asla karşılaşmazlar. Bunun nedeni,
derinlere dalarken insanlar gibi dolu ciğerle değil, boş ciğerle
hareket etmeleridir. Ciğerleri hava ile dolu olmadığı için,
bu havanın basınç değişikliği nedeniyle kana karışması ve
dolayısıyla "vurgun yeme" tehlikesi ile karşı karşıya kalmazlar.Ama
asıl soru burada ortaya çıkar: Eğer ciğerlerini hava ile doldurmuyorlarsa,
oksijensiz kalıp boğulmaktan nasıl kurtulurlar? Bu sorunun
cevabı, bu canlıların kaslarındaki yüksek orandaki "miyoglobin"
proteinidir. Bu miyoglobin proteinleri, çok yüksek miktarda
oksijen molekülünü kendi üzerlerine bağlar ve muhafaza ederler.
Yani canlı için gereken oksijen, ciğerdeki havada değil, doğrudan
kasların içinde saklanır. Yunuslar ve balinalar bu sayede
uzun süre nefes almadan yüzer ve diledikleri kadar da derine
dalabilirler. İnsanlarda da miyoglobin proteini vardır, ama
çok daha az oranda olduğu için, aynı yüzme serbestliğini sağlamamaktadır.
Yunus ve balinalara özel olan bu biyokimyasal ayarlama, elbette
bilinçli bir tasarımın açık delilidir. Allah, her canlı gibi
deniz memelilerini de içinde bulundukları şartlara en uygun
vücut yapılarıyla yaratmıştır.
|