|
Toprağın altındaki yuvalarında karıncalar bir yandan besin üretip
depolarken, bir yandan yavrularını gözetir, bir yandan kolonilerini
korur ve bir yandan da savaşırlar. "Terzilik" yapıp, "tarım"la
uğraşan, "hayvan yetiştiren" karınca kolonileri bile vardır.
Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu canlıların
yaşamı, toplumsal örgütlenme ve konularında uzmanlaşma açısından
incelendiğinde, hiçbir canlı ile kıyaslanamayacak bir üstünlüğe
sahip oldukları görülecektir.
karınca
topluluklarında her birey kendi üzerine düşeni eksiksiz olarak
yapmaktadır. Her birey için önemli olan kendi istekleri değil
koloninin devamlılığıdır.
Kuran'da Allah canlılardaki ibretlere dikkat
çekerek üzerlerinde düşünmemizi istemektedir. Karıncalar da
Allah'ın aşağıdaki ayetinde dikkat çektiği, üzerinde düşünülmesi
gereken canlılardan biridir:
Şüphesiz müminler için göklerde ve yerde
ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda
da kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye
Suresi, 3-4)
Yapı olarak bir karargahtan hiç farkı olmayan
yuvalarını yaparken karıncalar hiçbir eğitim almazlar. Yumurtadan
ilk çıktığı andan itibaren her karınca görevini bilir ve hiç
vakit kaybetmeden uygulamaya geçirir. Yuvayı nasıl yapacağını
da bilir, yiyeceği nasıl bulacağını, larvalara nasıl bakacağını
kısacası ne yapması gerektiğini çok iyi bilir ve harfiyen
uygular. Bu durum, karıncaların bu bilgilere henüz dünyaya
gelmeden sahip olduklarını gösterir. Daha doğrusu tüm bu bilgiler,
ilk ortaya çıkmalarıyla beraber, kendilerini yaratan Yüce
Allah tarafından karıncalara ilham edilmektedir.
YAPRAK KESİCİ KARINCALAR
Karıncalar dış görünüş olarak her ne kadar birbirlerine
benzer görünseler de, yaşayışları ve fiziksel özellikleri
açısından yaklaşık 8000 türe ayrılırlar. Her türün de kendine
özgü özellikleri vardır.
Karınca türlerinin içinde en ilginç olanlardan
biri, yaprak kesici karıncalar olarak da bilinen "Atta"lardır.
Attaların belirgin özellikleri koparttıkları yaprak parçalarını
başlarının üstünde yuvalarına taşıma alışkanlıklarıdır. Karıncalar,
sağlamca kenetlenmiş çenelerinde taşıdıkları, kendilerine
oranla oldukça büyük yaprak parçalarının altına gizlenirler.
Bu nedenle işçi karıncaların gün boyunca çalıştıktan sonra
yuvaya dönüşleri çok ilginç bir görünüm ortaya çıkarır. Böyle
bir görüntüyle karşılaşan kişi, ormanın zemini sanki canlanmış,
yürüyormuş hissine kapılacaktır. Attaların bu yaprakları niye
taşıdıklarını araştıran bilim adamları karıncaların bunları
mantar üretiminde kullandıklarını hayretle keşfetmişlerdir.
Karıncalar yaprakların kendisini yiyemezler,
çünkü vücutlarında bitkilerde bulunan selülozu sindirebilecek
enzimler yoktur. İşçi karıncalar bu yaprak parçalarını çiğneyerek
bir yığın haline getirirler ve yuvanın yeraltındaki odalarında
saklarlar ve yaprakların üzerinde mantar yetiştirirler. Bu
yolla, büyüyen mantarların tomurcuklarından kendileri için
gerekli proteini elde ederler.
Burada Attaları bekleyen bir tehlike vardır.
İşlerine yarayacak mantarı yetiştirirken, bahçelerinde zararlı
mantarların üremesi ihtimali de vardır. Peki bahçelerini yalnızca
"ekim" öncesinde temizleyen Attalar, zararlı mantarlardan
nasıl korunabilmektedirler? Bunun sırrı, yaprakları çiğnedikleri
sırada kullandıkları tükürükte gizlidir. Tükürük, istenmeyen
mantarların oluşumunu engelleyici bir antibiyotik ve doğru
mantarın gelişimini hızlandırıcı bir madde de içermektedir.
Böylesine mucizevi bir olayı karıncaların nasıl
gerçekleştirdiklerini düşündüğünde, insanın karşısına "neden
ve nasıl"larla dolu yüzlerce soru çıkacaktır. "Neden karıncalar
diğerleri gibi normal yollarla beslenmeyi değil de, bahçıvanlık
yaparak mantar yetiştirmeyi tercih etmişlerdir? Bahçe bakımını,
mantar yetiştirmeyi nereden öğrenmişlerdir? Yaprakları çiğneyince
mantar üretebileceklerini nasıl keşfetmişlerdir ve bunu daha
sonraki nesillere nasıl öğretmişlerdir?"
Bu
gibi soruların tek bir cevabı vardır:
Karıncalar, yaptıkları bütün işleri başarabilecek
şekilde tasarlanmış ve programlanmışlardır. Böylesine karmaşık
davranışlar, zaman içinde aşamalarla gelişebilecek basit olaylar
değildir. Kapsamlı bir bilginin ve çok üstün bir aklın eseridirler.
Tüm bu bilgileri var oldukları ilk günden itibaren karıncalara
veren, onları tüm hayret verici özellikleriyle yaratan, şüphesiz
Alemlerin Rabbi olan Allah'tan başkası değildir.
Attaların çok ilginç bir de savunma yöntemleri
vardır.
Yaprak kesici karınca kolonisinin orta boylu
işçileri hemen hemen tüm günlerini yaprak taşımakla geçirirler.
Bu taşıma esnasında kendilerini korumaları zorlaşmaktadır;
çünkü kendilerini korumaya yarayan çeneleri ile yaprak taşımaktadırlar.
Peki kendi kendilerini koruyamadıklarına göre kim onları korumaktadır?
Yaprak taşıyan işçi karıncaların yanlarında sürekli
daha küçük boy olan işçiler ile dolaştıkları görülmüştür.
Önceleri bu durumun tesadüf olduğu zannedilmiştir. Ancak daha
sonra bu hareketin sebebi araştırılmaya başlanmıştır. Uzun
bir inceleme sonucunda ortaya çıkan durum, gerçekten şaşırtıcı
bir işbirliğidir.
Attalarla mantarlar arasındaki ortakyaşam sayesinde,karıncalar
beslenmede ihtiyaç duydukları proteini yaprakların üzerinde
yetiştirdikleri mantar tomurcuklarından alırlar. Yandaki resimde
karıncaların yetiştirmiş olduğu mantar bahçesi görülmektedir.
Yaprak taşımakla görevli olan orta boy karıncalar,
kendilerine düşman olan bir sinek türüne karşı ilginç bir
savunma yöntemi kullanmaktadırlar. Düşman sinek, yumurtalarını
bırakmak için son derece farklı bir yer seçmiştir; her karıncanın
baş kısmına bir tane yumurta bırakır. Karıncanın vücudunda
zamanla gelişip yumurtadan çıkan yavru sinek, hayvanın beynine
kadar ilerleyerek ölümüne sebep olur.
Attalar, kestikleri yaprakları yuvalarına taşırken
kullandıkları yolda bulunan bütün dal parçacıklarını, küçük
çakıl taşlarını, çimen ve yabani otları toplar ve oluşturdukları
anayolun yan taraflarına bırakırlar. Böylece yaprakları çok
rahat bir şekilde taşırlar.
İşte işçi karıncalar, yanlarında küçük boy yardımcıları
olmadan, her an saldırmaya hazır bu sinek türüne karşı savunmasız
kalırlar. Normal zamanlarda üzerlerine konmak isteyen sinekleri
makasa benzeyen keskin çeneleri ile derhal uzaklaştırmayı
başaran işçi karıncalar, yaprak taşırken bunu yapamazlar.
Bu yüzden de kendileri adına savunma yapacak bir başka karıncayı
taşıdıkları yaprağın üzerine yerleştirirler. Sineğin saldırısı
sırasında da bu küçük koruyucular yaprağın üzerinden düşmana
karşı mücadele verirler.
Birkaç özelliğini anlattığımız Atta karıncaları
yeryüzündeki binlerce karınca türünden sadece bir tanesidir.
Her türün kendine özgü özellikleri olduğu düşünüldüğünde Allah'ın
yaratma sanatındaki benzersizlik bir kere daha görülmektedir.
Alemlerin Rabbi olan Allah, yarattığı herşeyi
O'nu bilip tanımamız için yaratmıştır.
Gerçekten, gece ile gündüzün ardarda gelişinde
ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan
bir topluluk için elbette ayetler vardır. (Yunus Suresi, 6)
|