| Canlılığın yapıtaşı olan
hücreyi ele alalım. Hücre gibi büyük çapta organize hareket
gösteren, yüksek ve karmaşık yapılı bir sistemi tarif edilmek
için çok fazla bilgiye ihtiyacı vardır.
Bu açıklamayı şöyle bir örnekle daha anlaşılır
hale getirebiliriz.Bilindiği gibi, her canlı hücresinde, o
canlı ile ilgili tüm bilgilerin bulunduğu DNA olarak adlandırılan
bir bilgi bankası bulunmaktadır. Yüksek organizmaların sahip
oldukları bilgi, yaklaşık bir milyar bit'tir ve bu da bin
ciltlik küçük bir kütüphanedeki harflerin dizilişine denktir.
Benzer şekilde, insan beynindeki bilgi içeriği bitlerle ifade
edildiğinde 1014 bit'tirki, bu da 20 milyon ciltlik ansiklopediyi
doldurur.
Peki bu milyonlarca ciltlik
ansiklopediyi dolduracak kadar büyük miktardaki bilginin kaynağı
nedir? Evrim teorisi hayatın basit bir formdan evrimleştiğini
iddia eder, ancak öncelikle cevaplaması gereken hayatın bilgisinin
nasıl meydana geldiğidir? Ama evrim teorisi bu soruya kesinlikle
tutarlı bir cevap verememektedir.
Evrim teorisi ve materyalist felsefe var olan
herşeyin sadece madde olduğunu iddia eder. Madde dışında hiçbir
şeyin varlığını kabul etmez. Oysa bilgi kesinlikle maddeye
indirgenemez. Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım.
Örneğin bir kitabın kaynağını düşünelim. Bir
kitap, kağıttan, mürekkepten ve içindeki bilgiden oluşur.
Dikkat edilirse, kağıt ve mürekkep maddesel birer unsurdurlar.
Kaynakları da yine maddedir: Kağıt selülozdan, mürekkep ise
çeşitli kimyasallardan yapılır. Ama kitaptaki bilgi, maddesel
bir şey değildir ve maddesel bir kaynağı olamaz. Her kitaptaki
bilginin kaynağı, o kitabı yazmış olan yazarın zihnidir. Dahası
bu zihin, kağıt ve mürekkebin nasıl kullanılacağını da belirler.
Bir kitap, önce o kitabı yazan yazarın zihninde oluşur. Yazar
zihninde mantıkları kurar, cümleleri dizer. Bunları ikinci
aşamada maddesel bir şekle sokar. Yani bir daktilo ya da bilgisayar
kullanarak zihnindeki bilgiyi harflere dönüştürür. Sonra da
bu harfler matbaaya girerek kağıt ve mürekkepten oluşan kitaba
dönüşürler.
Buradan da şu genel sonuca varabiliriz: "Eğer
bir madde bilgi içeriyorsa, o zaman o madde, sözkonusu bilgiye
sahip olan bir akıl tarafından düzenlenmiştir. Önce bir akıl
vardır. O akıl sahip olduğu bilgiyi maddeye dökmüş ve ortaya
bir tasarım çıkarmıştır."
Bu noktada materyalizmin iddiasını düşünelim:
Acaba DNA'daki bilgi, materyalistlerin iddia ettiği gibi,
maddeye indirgenebilir mi? Ya da bir başka deyişle, DNA'nın
sadece bir madde yığını olduğu ve içerdiği bilginin de maddenin
rastgele etkileşimleri ile ortaya çıktığı kabul edilebilir
mi?
20. yüzyılda yapılan bütün bilimsel araştırmalar,
bütün deney sonuçları ve bütün gözlemler, bu soruya kesinlikle
"hayır" cevabı verilmesi gerektiğini göstermektedir. Alman
Federal Fizik ve Teknoloji Enstitüsü'nün yöneticisi Prof.
Dr. Werner Gitt, bu konuda şunları söyler:
Bir kodlama sistemi, her zaman için zihinsel
bir sürecin ürünüdür. Bir noktaya dikkat edilmelidir; madde
bir bilgi kodu üretemez. Bütün deneyimler, bilginin ortaya
çıkması için, özgür iradesini, yargısını ve yaratıcılığını
kullanan bir aklın var olduğunu göstermektedir... Maddenin
bilgi ortaya çıkarabilmesini sağlayacak hiçbir bilinen doğa
kanunu, fiziksel süreç ya da maddesel olay yoktur... Bilginin
madde içinde kendi kendine ortaya çıkmasını sağlayacak hiçbir
doğa kanunu ve fiziksel süreç yoktur.
Werner Gitt'in sözleri, aynı zamanda, son 20-30
yıl içinde gelişen ve termodinamiğin bir parçası olarak kabul
edilen "Bilgi Teorisi"nin vardığı sonuçlardır. Bilgi teorisi,
evrendeki bilginin yapısını ve kökenini araştırır. Bilgi teorisyenlerinin
uzun araştırmaları sayesinde varılan sonuç ise şudur: "Bilgi,
maddeden ayrı bir şeydir. Maddeye asla indirgenemez. Bilginin
ve maddenin kaynağı ayrı ayrı araştırılmalıdır."
Materyalist İtiraflar
Canlılığı oluşturan temel unsurlardan birinin
"bilgi" olduğunu belirttik. Bu bilginin akıl sahibi bir Yaratıcı'nın
varlığını ispatladığı da açıktır. İşte hayatı sadece maddesel
dünya içindeki tesadüflerle açıklamaya çalışan evrim teorisi
ve onun felsefi temeli olan materyalizm, bu gerçek karşısında
açıkça çaresizdir.
Evrimcilerin yazılarına baktığımızda, sık sık
bu çaresizliğin itiraf edildiğini görürüz. Bu konudaki açık
sözlü otoritelerden biri, ünlü Fransız zoolog Pierre Grassé'dir.
Grassé materyalist ve evrimcidir, ancak Darwinist teorinin
çıkmazlarını bazen açıkça itiraf eder. Grassé'ye göre Darwinci
açıklamayı geçersiz kılan en önemli gerçek, hayatı oluşturan
bilgidir:
Herhangi bir canlı organizma, inanılmaz derecede
büyük bir "akıl" içerir. Bu, insanların en büyük mimari eserleri
olan katedralleri inşa etmek için kullandıklarından çok daha
büyük bir akıldır. Bugün bu akla "bilgi" (enformasyon) diyoruz,
ama anlam hala aynıdır. Bu bilgi bir bilgisayarda programlanmamıştır,
ama bilgisayardakinden çok daha dar bir yere, DNA'daki kromozomlara
ya da her hücredeki farklı organellere sıkıştırılmıştır. Bu
"akıl", hayatın "olmazsa olmaz" şartıdır. Peki ama bunun kaynağı
nedir?... Bu hem biyologları hem de filozofları ilgilendiren
bir sorudur ve bilim bunu asla çözemeyecek gibi durmaktadır.
Pierre Grassé'nin, "bilimin bu soruyu asla çözemeyecek
gibi durduğunu" söylemesinin nedeni, materyalist olmayan hiçbir
açıklamayı "bilimsel" saymak istemeyişidir. Oysa bizzat bilimin
kendisi, materyalist felsefenin varsayımlarını geçersiz kılmakta
ve bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlamaktadır. Grassé ya da
diğer materyalist bilim adamları, bu gerçek karşısında ya
gözlerini kaparlar ya da "bilim bunu açıklayamıyor" derler.
Çünkü "önce materyalist, sonra bilim adamı"dırlar ve bilim
aksini ispat etse de, materyalizme inanmaya devam etmektedirler.
Grassé'nin yönelttiği soruya tekrar dönersek:
"Bilginin, yani aklın kaynağı nedir?" Bu sorunun cevabı son
derece açıktır. Materyalizme körü körüne inananlar dışında
vicdan sahibi her insan bu apaçık gerçeği görebilmektedir.
Evrende var olan canlı ve cansız her varlığın bilgisi, herşeyin
sahibi ve hakimi olan Rabbimiz'e aittir.
Allah'ın, gökte ve yerde olanların hepsini
bilmekte olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptadır.
Hiç şüphesiz bunlar, Allah için pek kolaydır. (Hac Suresi,
70)
|