Örneğin Arabistan levhası kuzey-kuzeybatı
doğrultusunda yılda 4.5 cm hızla ilerleyerek, Anadolu levhasını
devamlı sıkıştırmaktadır. Türkiye'de meydana gelen depremlerin
ana nedeni Arabistan levhasının işte bu hareketidir.
Depremlerin oluşumu aşamasında da birçok olay
meydana gelir. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir. Yerkürenin
içinde fay olarak adlandırılan kaya kırıkları vardır. Bu kırıkların
üzerinde biriken enerjinin aniden boşalması sonucunda bir
yer değiştirme hareketi meydana gelir. İşte bu yer değiştirmenin
sebep olduğu dalga hareketine deprem denir. Bunlar genelde
çoğu insanın bildiği tanımlardır. Ancak depremle ilgili insanların
büyük bir bölümünün bilmediği bir gerçek daha vardır: Deprem
aslında canlılığın varolması için gerekli bir doğa olayıdır.
Çünkü depremler, sayesinde dünyadaki gaz dengesi sağlanır.
Bunu diğer gezegenlerden örnek vererek şöyle açıklayabiliriz.
Bilindiği gibi Venüs'te ve Mars'ta hayat yoktur.
Bunun en önemli nedenlerinden biri bu iki gezegenin yerkabuğunun
yapısının dünyanınkinden çok farklı olmasıdır. Örneğin Venüs'te
yanardağlardan püsküren karbondioksit ve diğer bazı gazlar,
atmosferde birikip gezegenin yüzeyine düşen güneş ışınlarını
hapsederler. Bunun nedeni Venüs'ün kabuğunun yekpare olmasıdır.
Mars'ın da kabuğu parçalanmamış olduğu için aynı Venüs gibi
güneş ışınlarını hapseder. Dolayısıyla canlılık için gerekli
olan güneş ışınları gezegenin yüzeyinde bulunamaz. Dünya'da
ise levha denen bu kabuk parçalarının hareketi ihtiyacımız
olan gazları uygun ölçüde tutmaktadırlar. Biriken gazlar başka
levhaların altına dalarak, kabuk parçalarıyla yeniden Dünya'nın
sıcak mantosuna döner. Okyanus diplerinde sıcak mantonun oluşturduğu
yeni kabukla gereksinim duyduğumuz gazlar yeryüzüne çıkar.
İşte bu döngü sayesinde dünyanın ılıman iklimi sağlanmış olur.
 |
Allah, tüm evrende bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz
yönleri olan kusursuz bir düzen yaratmıştır. İnsanın öğrendiği
her bilgi Allah'a olan yakınlığının ve Allah'tan korkup sakınmasının
güçlenerek artmasına vesile olmaktadır. Allah sonsuz bir ilmin
sahibidir. Sadece yeryüzü kabuğunun altında meydana gelen
bu olaylar bile Allah'ın sonsuz gücünü ve ilmini bizlere anlatmaya
yeter. Ancak her olayda olduğu gibi deprem olayında da sadece
öğüt alıp düşünebilenler için hikmetler ve ibretler bulunmaktadır.
Depremin, tüm diğer olaylar gibi Allah tarafından birçok hikmetle
birlikte yaratılan bir doğa olayı olduğu çok açıktır.
Geçtiğimiz aylarda yaşadığımız ve hala etkileri
devam eden deprem felaketi de Allah'ın dilemesi ve "Ol" demesi
ile gerçekleşmiştir. Allah'ın Teğabün Suresi'nde de bildirdiği
gibi; "Allah'ın izni olmaksızın hiç bir musibet (hiç kimseye)
isabet etmez..." (Teğabün Suresi, 11)
Bununla birlikte bazı çevreler bu açık gerçeği
kavrayamadıkları için, depremin bilimsel bir olay olduğunu,
depremi meydana getiren sebeplerin sadece bilimin konusu olabileceğini
ileri sürerek, depremin ve diğer doğa olaylarının Allah'ın
kontrolünde olduğu gerçeğini reddetmektedirler. Ancak bu kişilerin
unuttukları veya gözardı ettikleri önemli bir gerçek vardır:
Bilimin araştırma konusu olan sebepleri ve doğa
kanunlarını yaratan, evrendeki kusursuz düzeni kuran, yeraltının
yapısını meydana getiren, depremlere sebep olacak şekilde
kıtaları, levhaları kaydıran, yer altındaki kayaları kırarak
"fay"ları oluşturan yerin, göğün ve ikisinin arasındakilerin
Rabbi olan, sonsuz güç sahibi Allah'tır. Dolayısıyla doğa
olaylarını Allah'ın yarattığını söylemekle, doğa olaylarına
sebebiyet veren kanunların veya olayların varlığı ve bilimsel
açıklamalar inkar edilmiş olmaz. Çünkü bilimsel izahları olanaklı
kılan kanunların hepsini yaratan Allah'tır. Allah dilediği
zaman bu kanunları devreye sokar ve o tabiat olayları meydana
gelir. Örneğin bu son depremin görünen nedenleri için Kuzey
Anadolu Fay Hattı, Arabistan yarımadasının kayması, yeraltında
biriken enerjinin boşalması gerektiği gibi açıklamalar yapılabilir.
Ancak gerçekte bu olayın yerini, zamanını, o tarihte, o saatte
kimin nerede olacağını belirleyen, ve tabiat kanunlarını harekete
geçirerek bilimsel sebepleri de yaratan Allah'tır.
17 Ağustos depreminde, düşünen
iman sahipleri için çok önemli hikmetler bulunmaktadır.
|
Depremin Allah'ın yarattığı bir olay olduğu söylendiğinde
bazı kimseler, "ama o depremde bir çok masum insan ve çocuk
da öldü" şeklinde düşünmüş olabilirler. Ancak bu yukarıda
bahsettiğimiz açık gerçeğin görmezden gelindiği bir düşünme
tarzıdır. Çünkü deprem sırasında hayatını kaybeden insanlarımız
deprem yüzünden ölmemişlerdir. Onlar ecelleri geldiği için
ölmüşlerdir. Her insanın kaderinde hangi gün hangi sebeple
öleceği yazılıdır. Hiç kimse bu kaderini değiştiremez. Dolayısıyla
deprem sırasında ölenler kaderlerinde olduğu için o gün o
saatte ölmüşlerdir.
Bu insanların deprem sırasında ölmeleri Allah'ın
onları cezalandırdığı anlamına gelmez. Örneğin deprem sırasında
hayatını kaybetmiş olan masum bir çocuk veya Allah katında
salih olan bir insan için ölüm, sonsuz ve kusursuz bir hayatın,
cennet hayatının başlangıcı demektir. Her ne kadar biz onları
enkaz altında can çekişerek ölmüş gibi görsek bile Allah Kuran'da
mümin ve masum kimselerin canlarının ölüm melekleri tarafından
yumuşakça çekilip alındığını ve onların korkmamaları için
melekler tarafından cennetle müjdelendiklerini bildirmektedir.
Dolayısıyla ölüm, hangi sebeple gelirse gelsin, müminler ve
masum çocuklar için Allah'ın bir rahmeti ve sonsuz müjdesinin
başlangıcıdır. Masum ve salih bir insan için ölümün gerçek
yüzü işte budur.
Tüm bu gerçeklerin yanısıra insanı ölüme yaklaştırabilecek
yüzbinlerce sebep her an mevcuttur. Her an gökten göktaşı
düşebilir, dünya yörüngesinden fırlayabilir veya deprem korkusuyla
yaşayan bir insanın vücudundaki amansız bir hastalık virüsü
onu ölüme doğru götürüyor olabilir. Sonuçta depremle veya
başka bir sebeple her insan için ölüm yazılmıştır. Unutmamak
gerekir ki, Allah dilediği zaman, dilediği sebebi yaratarak,
dilediği kimsenin canını alabilir. Allah yine dilediği kimsenin
ölümünü de bir hikmet ile erteleyebilir, en zorlu felakette
bile o kişiyi en ufak bir zarara uğratmayabilir. Örneğin son
zamanlarda gazetelerde sıkça rastladığımız bir haber de buna
bir örnektir. Deprem felaketinin İstanbul'u teğet geçtiği
haberi pek çok basın-yayın organında yer almıştır. Bilindiği
gibi İstanbul'un iki ucu sayılabilecek yerlerde; İzmit'te
ve Avcılar'da ağır hasarlar oluşmuştur. Ama İstanbul'da neredeyse
çatlak bile yoktur. Felakete bu kadar yakınken ve yakın çevresi
deprem felaketinden dolayı yerle bir olurken İstanbul'da neden
kimsenin neredeyse burnu bile kanamamıştır?
Bu da elbette ki her insanın üzerinde düşünmesi
ve bu olayda Allah'ın yarattığı hikmetleri, Kuran doğrultusunda,
araştırması gereken bir konudur. Bu şekilde düşünmedikleri
için en büyük yanılgıda olanlar tüm bunları tesadüfler sonucunda
meydana gelen doğa olaylarına bağlayanlardır. Allah herşeyde
bir öğüt ve bir hatırlatma yaratır. Ancak Allah'ın öğüt alıp
düşünebilen kullarının sayısı gerçekten çok azdır:
"Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz
kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir.
Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez." (Bakara
Suresi, 269)
|