Söz konusu evrimci çevrelere göre arılar diğer
bütün canlılar gibi bir tesadüfler zinciri sonucunda ortaya
çıkmışlardır. "İçgüdü" denilen bir dürtü de yine rastlantılar
sonucunda arılara bal yapmayı öğretmiştir.
Ancak sorunun asıl doğru cevabı, insan için
çok önemli olan bir konuyu içerir. Arı, birçok mükemmel
özelliğiyle birlikte Allah tarafından yaratılmıştır ve O'nun
ilhamıyla insanlar için bal üretmektedir.
Şimdi Allah'ın Kuran'da bahsettiği bu yaratılış
delilini birlikte inceleyelim.
Arılar toplu yaşayan canlılardır ve bir kovanda
yaşamın devamlılığını sağlamak için hep birlikte çalışırlar.
60-70 bin arının yaşadığı bir kovanda düzen nasıl sağlanır?
Nasıl olur da hiç karışıklık çıkmaz? Bu düzeni arıların
kendilerinin oluşturması mümkün müdür? Bütün bu soruların
cevapları insanlarla arılar karşılaştırılarak verilecek
olursa kovanda sağlanmış olan kusursuz düzendeki olağanüstülük
daha iyi anlaşılacaktır.
Arılar topladıkları polenleri kovanlarına taşırken
vücutlarında bulunan polen sepetlerini kullanırlar. Üstteki
resimde sepeti polenle dolu olan bir işçi arı görülmektedir.
Birlikte iş yapmak üzere biraraya gelmiş insan
topluluklarında en zor aşama, çalışma planının ve görev
organizasyonunun yapılmasıdır. Eğer bulunulan yer bir fabrikaysa,
işçilerin başında usta başları, usta başlarının başında
mühendisler, mühendislerin başlarında idari kadro, idari
kadronun üzerinde genel müdür bulunur. Fabrikanın verimli
çalışması için oldukça büyük emek ve para harcanır. Kısa
ve uzun dönem planları yapılır, istatistikler çıkarılır.
Üretim sırasında daha önceden hazırlanmış üretim planları
kullanılır ve her aşamada kalite kontrolü yapılır. Ustabaşlarının,
mühendislerin, idari kadro ve üst düzey yöneticilerin herbiri
görevlerine gelmeden önce yıllarca süren akademik veya pratik
eğitimden geçmişlerdir.
İşçi arılar altı haftalık hayatlarının son
bölümünde balözü toplayıcısı olurlar.
Ancak bütün bu verilen örnekler ve benzeri
organizasyonların tam olarak kurulması ve eksiksiz işlemesi
sonucunda, birkaç yüz insanın uyum içinde çalışması sağlanır.
Birkaç yüz akıl ve irade sahibi insanı birarada
çalıştırmak için böylesine detaylı bir organizasyon gerekirken,
onbinlerce arı hiçbir insan topluluğunun başaramayacağı
mükemmellikte bir organizasyon içinde çalışmaktadırlar.
Peki ama nasıl? Bu sorunun cevabını da yine insanlarla arıları
karşılaştırarak verelim.
Arılar insanlar gibi eğitimden geçmezler. Her
biri görevini doğar doğmaz yerine getirmeye başlar. Fabrikadaki
her eleman kendi çıkarları için çalışır. Oysa arıların yaptıkları
işten kişisel bir çıkarları yoktur.
Fabrikada işçisinden, idari personeline kadar
her çalışanın bir çalışma saati, tatil hakkı varken, arılar
ömürleri boyunca hiç durmadan insanlar için çalışır dururlar.
Peki bu kadar kusursuz bir düzeni sağlayan
nedir? Tesadüfler 60-70 bin arıyı biraraya getirip de düzene
sokabilir mi? Tesadüfler on binlerce arının her birine kendi
yapacağı işi öğretip karışıklık çıkmamasını sağlayacak bir
sistemi oluşturabilir mi?
Tabii ki hayır. Tesadüfler kesinlikle bir düzen
oluşturamazlar. Tesadüfler sadece karmaşa ortaya çıkarırlar.
Tüm evrende var olan düzen gibi, arıların hayatlarındaki
düzen de tesadüflerin eseri olamaz.
Bir kovanda uyum içinde yaşayan on binlerce
arının hepsini aynı makinanın dişlileriymiş gibi uyum içinde,
hiç durmaksızın çalıştıran Allah'tır. Arılar da yeryüzündeki
tüm canlılar gibi Allah'ın ilhamıyla hareket ederler. Bu
gerçek Nahl Suresi'nde şöyle bildirilmektedir:
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda
ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra
meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı
yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde
şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz
düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.
(Nahl Suresi, 68-69)
Kovandaki Düzen
İşçi arılar kovandaki her türlü düzenden sorumludurlar.
üstteki resimde kanatlarını çırparak kovanın ısınmasını
sağlamaya çalışan, alttaki resimde ise larvaların odalarını
temizleyen işçi arılar görülmektedir.
Bir kovanda işçi arılar, kraliçe arı ve erkek
arılar bulunur. İşçi arılar kovandaki bütün işleri üstlenmişlerdir
ve büyüdükleri hücreden çıktıkları andan itibaren gelişimleri
ile orantılı olarak kovan içindeki görevleri de değişir.
İşçi arılar yaşamları boyunca kovan içindeki her türlü işle
ilgilenmiş olurlar. İlk üç günleri kovan temizleyicisi olarak
geçer.
1. Kovanda Temizlik:
Kovan temizliği arıların ve larvaların sağlığı açısından
çok önemlidir. Arılar kovanda gereksiz gördükleri herşeyi
dışarı taşırlar, taşıyamayacakları kadar büyük olan ve kovana
dışarıdan giren böcekleri de öldürürler ve bir maddeyle
kaplayarak bir nevi mumyalama işlemi yaparlar. Dikkat edilirse
burada çok ilginç ayrıntılar vardır. Öncelikle arılar ölen
bir canlının hem bozulacağını bilmekte ve hem de kendilerine
zarar vermesini engellemek için mumyalanması gerektiğini
de bilmektedirler. Ayrıca arılar bu işlemde çok özel bir
madde olan "propolis"i kullanırlar. Propolisin özelliği,
içinde bakteri barınamamasıdır. Yani mumyalama işi için
ideal bir maddedir. Acaba arılar bu maddenin mumyalama için
ideal bir madde olduğunu nereden bilirler ve bunu nasıl
üretirler?
Arıların bu konuda bir bilgilerinin bulunmadığı
açıktır. Kendi kendilerine ne ölen canlıların bedenlerinin
bozulacağını bilmelerine, ne propolis gibi bir maddeden
haberdar olmalarına, ne de mumyalama gibi bir işlemi akletmelerine
de imkan yoktur. Akıl ve bilgi gerektiren bütün bu işlemleri
tesadüfen de bulmuş olamazlar. Bu bilgiler arılara yaratıcıları
olan Allah tarafından ilham edilmektedir.
2. Bakıcı arılar:
Arılar 3. günden sonraki bir hafta boyunca ise adeta dadılık
yaparlar. Vücutlarındaki bazı salgı bezlerinin harekete
geçmesi üzerine, aniden larvaların bakımı işine yönelirler.
Larvaların bütün bakımıyla 3 ila 10 günlük arılar ilgilenirler.
Larvaların kimini arı sütüyle, kimini de bal-çiçek tozu
karışımıyla beslerler.
3. Petek mimarları:
10. gününden itibaren işçilerin karnındaki balmumu bezleri
gelişmeye başlar ve balmumu yapacak hale gelirler. İşçi
arılar artık balmumuyla petek inşa eden inşaat işçileridirler.
4. Gardiyan Arılar:
Arılar 10 gün boyunca petek üretimine devam ederler.
Ama doğumlarının 20. gününde yine görev değiştirirler. Bu
kez kovan girişinde gardiyanlık yaparlar. Arıların vücudunda
yine bir değişim olur ve iğne bezleri zehir üretmeye başlar
ve gardiyan olan arılar kovan kapısında nöbet tutarak davetsiz
misafirlerin içeri girmesini engellerler.
Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok
benzerler. Bu benzerliğe rağmen kovana giren herhangi bir
yabancı arı hemen tanınır ve anında kovandan dışarı atılır
ya da öldürülür. Bu noktada akla hemen bir soru gelir; arılar
birbirlerini nasıl tanırlar?
Her kovanda kraliçenin salgıladığı kimyasal
bir madde vardır ve bu madde kovandaki bütün arılar tarafından
bilinir. Ayrıca kovandaki bütün arılar da bu maddeyi kraliçeden
alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya sahip olurlar. İşte
bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini
kolaylıkla tanırlar.
5. Polen toplayıcısı
arılar: Arılar toplam altı haftalık hayatlarının
kalan bölümünde çiçekleri araştıran birer balözü toplayıcısı
olurlar.
İşçi arılar kovandaki bütün bu işleri yaparken
kraliçe arıya düşen görev sadece üremektir. Kraliçe arı
bütün ömrü boyunca hiç durmadan yumurtlar, ve bütün ihtiyaçları
işçi arılar tarafından karşılanır.
Arıların yaşamındaki bu ilginç süreç, karşımıza
pek çok soru çıkarmaktadır. Dünyaya gözlerini yeni açan
bir canlı, arı gibi hiçbir aklı, zekası olmayan bir böcek,
nasıl olmaktadır da yapması gereken işleri harfiyyen bilmektedir?
Nasıl olmaktadır da bu hayvanın vücudu, önce temizlik yapmaya
ayarlı iken, bir anda bazı salgı bezlerinin harekete geçmesiyle
larvalara bakmaya uygun hale gelmektedir. 4-5 gün öncesinde
kendisi bir larva olan arı, bunları nasıl akletmektedir?
Yine birdenbire vücudu değişerek balmumu salgılamaya uygun
hale gelmekte ve birdenbire bir inşaat işçisine ve daha
sonra yine değişerek bir gardiyana dönüşmektedir.
Görüldüğü gibi kovan içinde kusursuz bir düzen
vardır ve bu düzen sayesinde 60-70 bin arı hiçbir karışıklık
çıkmadan yaşamlarını sürdürürler. Bu kusursuz düzeni kuran
ve devamlılığını sağlayan hiç kuşkusuz ki arıların aklı,
tecrübesi ya da kusursuz organizasyon yetenekleri değildir.
Arılar da yeryüzündeki diğer bütün canlılar gibi üstün bir
ilmin sahibi olan Allah'a boyun eğmişlerdir ve O'nun ilhamıyla
hareket etmektedirler.