Bu yüzden, bitkinin erkek üreme organlarında
bulunan çiçek tozunu, ancak eğimli bir ağız yapısına sahip
olan bir güve türü toplayabilir. Avize ağacı güvesi, topladığı
çiçek tozlarını birbirine bastırıp top şekline sokar ve
bunu başka bir avize ağacı çiçeğine götürür. Önce çiçeğin
dibine iner ve kendi yumurtalarını bırakır. Sonra tepeciğe
çıkar ve çiçek tozu topunu buraya vurarak polenlerin dökülmesini
sağlar. Çünkü bir süre sonra yumurtalardan güve tırtılları
çıkacak ve bu polenlerle beslenecektir. Ancak bu arada güve,
önceki bitkiden topladığı çiçek tozu topunu, yeni bitkinin
tepeceğine vurarak bitkinin de döllenmesini sağlamış olur.
Görüldüğü gibi, güvenin beslenmesi ve ağacın
döllenmesi birbirine son derece uyumlu bir şekilde gerçekleşmektedir.
Bu uyumu yaratan ağacın kendisi ya da güve değildir. Bir
bitkinin ya da bir böceğin başka bir canlının ihtiyaçlarından
haberdar olması, buna göre bir taktik belirleyerek kendi
ihtiyacına bir çare bulması mümkün değildir. Çünkü bu canlılar
akledemez, yöntemler bulup bunları diğer bir canlılara öğretemez.
(www.hayvanlaralemi.net)
Her iki canlı da kendilerini çok iyi tanıyan,
bilen, Alemlerin Rabbi olan, herşeyden haberdar olan Allah'ın
eseridir. Ve Allah'ın büyüklüğünü, yüce kudretini, kusursuz
sanatını insanlara tanıtıp anlatmakla görevlidirler. Bir
Kuran ayetinde şöyle bildirilir:
"Yedi gök, yer ve bunların içindekiler
O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey
yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz.
Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır." (İsra Suresi,
44)