| |

ALGILARIMIZIN TANITTIĞI BİR EVRENDE YAŞIYORUZ
Yaşadığımız dünyanın gerçekliği
ile ilgili tüm bilgilerimiz bize beş duyumuz aracılığı ile
gelir. Yani biz gözümüzün gördüğü, elimizin dokunduğu, burnumuzun
kokladığı, dilimizin tattığı, kulağımızın duyduğu bir dünyayı
tanımaktayız. Doğumumuzdan itibaren bu duyulara bağlı olduğumuz
için "dış dünya"nın, duyularımızın bize tanıttığından farklı
olabileceğini hiç düşünmemişizdir.
Bu gerçeğe göre: Bizim
"dış dünya" olarak algıladıklarımız, yalnızca duyu organlarımızın
gönderdiği elektrik sinyallerinin beynimizde yarattığı etkilerdir.
|
|
Görme duyunuzla algıladığınız çeşit çeşit renkler, dokunma
duyunuzla fark ettiğiniz sertlik ya da yumuşaklık hissi, dilinizle
aldığınız tatlar,kulağınızla duyduğunuz birbirinden farklı
müzik notaları ve canlı sesleri, kokladığınız çeşit çeşit
kokular, işiniz,eviniz, sahibi olduğunuz bütün mallar, bu
kitabın satırları dahası anneniz, babanız, aileniz ve hayatınız
boyunca gördüğünüz, bildiğiniz, tanıdığınız, alıştığınız tüm
dünya yalnızca ve yalnızca duyu organlarınız tarafından
gönderilen elektrik sinyallerinden ibarettir.
İlk başta anlaşılması zor gibi görünse
de bu, bilimsel bir gerçektir. Bu önemli gerçekle ilgili
olarak B. Russel ve L. Wittgeinstein gibi ünlü filozofların
düşünceleri şöyledir:
., örneğin bir limonun gerçekten var
olup olmadığı ve nasıl bir süreçle varlaştığı sorulamaz
ve incelenemez. Limon, sadece dille anlaşılan tat, burunla
duyulan koku, gözle görülen renk ve biçimden ibarettir ve
yalnız bu nitelikleri bilimsel bir araştırmanın ve yargının
konusu olabilir. Bilim, nesnel dünyayı asla bilemez.1
Frederick Vester bilimin bu konuda ulaştığı
son noktayı şöyle ifade ediyor:
Bazı düşünürlerin,
'insan bir hayaldir, aslında bütün yaşananlar geçici
ve aldatıcıdır, bu evren bir gölgedir' şeklindeki
sözleri günümüzde bilimsel olarak kanıtlanıyor gibidir.2
Ünlü filozof George Berkeley'in, bu
şaşırtıcı gerçek ile ilgili açıklaması ise şöyledir:
Kendilerini gördüğümüz ve dokunduğumuz için,
bize algılarımızı verdikleri için nesnelerin varlığına inanırız.
Oysa algılarımız sadece zihnimizde var olan fikirlerdir.
Şu halde algılar aracılığıyla ulaştığımız nesneler fikirlerden
başka bir şey değildirler ve bu fikirler, zihnimizden başka
yerde bulunmazlar zorunlu olarak. Bütün bunlar madem ki sadece
zihinde var olan şeylerdir, öyleyse evreni ve şeyleri
zihnin dışında varlıklar olarak hayal ettiğimizde, yanılmaların
içine düşmüş oluyoruz demektir. Öyleyse bizi çevreleyen
şeylerin hiçbirinin bizim zihnimizin dışında bir varlığı
yoktur.3
Konuyu tam olarak açıklamak için öncelikle,
dış dünya hakkında bize bilgi veren duyularımızdan söz edelim.
1- Orhan Hançerlioğlu, Düşünce Tarihi, Remzi
Kitabevi, İstanbul: 1987, s.447
2- Frederick Vester, Düşünmek, Öğrenmek, Unutmak, İstanbul:
Arıtan Yayınevi, 1991, s. 6
3- George Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Sosyal
Yayınları, Çev: Enver Aytekin, İstanbul: 1976, ss.38-39-44
|