|
| |

CANLILIĞIN CANSIZ MADDELERDEN GELDİĞİNİ SANMA YANILGISI
Alaeddin Şenel, cansız
maddenin kendi başına var olabileceğini, ama "ruh"un maddeye
bağımlı olduğunu iddia etmiştir.
Alaeddin Şenel'in burada söylemek
istediği şey şudur: Ruh, maddenin bir fonksiyonudur. Canlılık
maddenin belli bir düzende bulunmasıdır. Yani cansız maddeler
doğal şartlar içinde canlılık meydana getirebilirler.
Oysa çağdaş bilimin ortaya koyduğu
sonuç, canlılığın asla cansız maddelerden üretilemeyeceği,
yani hayatın maddeye indirgenemeyeceğidir.
|
Cansız maddelerin hayat oluşturabilecekleri
iddiası, eski ve terk edilmiş bir iddiadır. Bilimsel literatürde
buna "abiogenesis" (canlılığın cansızlıktan meydana gelmesi)
teorisi denmektedir.
"Abiogenesis", biyolojinin çok geri olduğu
16. ve 17. yüzyılda bilimsel bir gerçek sanılıyordu. Böceklerin
yemek artıklarından oluştuğuna, etlerin üzerindeki kurtların
etin kendiliğinden kurtlanması ile ortaya çıktıklarına inanılıyordu.
Söz konusu kurtları sineklerin bıraktığı mikroskobik larvalardan
oluştuğu daha sonra anlaşılmıştır.
"Abiogenesis" düşüncesine Darwinizm'i
ispatlayabilmek için ihtiyaç duyan evrimciler yıllarca laboratuvar
şartlarında cansız maddelerden canlılık üretebilmek için
uğraştılar. Ancak bu hiçbir zaman başarılamamıştır. Hiçbir
deneyde bir canlı hücresi cansız maddelerin sentezlenmesiyle
oluşturulamamıştır.
Bu nedenle bilim dünyasında "hayat sadece
hayattan gelir" manasına gelen"biogenesis" kuralı kabul
edilmiştir. Canlı bir hücrenin ancak yine canlı bir organizmadan
geleceğini öngören bu kanun, yapılan bütün deney ve gözlemlerle
ispatlanmıştır.
"Biogenesis" kanunu, canlılığın maddeye
indirgenemeyeceğini ortaya koymuştur. Yani canlılık, maddenin
bir fonksiyonu değildir ve maddeden ayrı bir kaynaktan gelmektedir.
Dolaysıyla, can ya da ruh maddeden bağımsız olarak vardır.
Alaeddin Şenel ve diğer materyalistler, bu kesin gerçeği,
bedenleri yok olup çürüdüğünde, ama ruhları Allah katına
alındığında daha iyi anlayacaklardır.
Alaeddin Şenel'in Muhakeme
Bozuklukları
Alaeddin Şenel Evrim Aldatmacası isimli
kitapta anlatılan gerçeklerin ne olduğunu çoğu yerde tam
olarak anlayamamış ve bu nedenle bazı muhakeme bozuklukları
sergilemiştir.
Bunun birinci örneği, söz konusu kitapta
yer alan, "Maddesel dünya bir algılar bütününden ibarettir."
ifadesini " hiçbir şey yoktur" şeklinde anlamasıdır.
Oysa "madde bir algılar bütünüdür" demek,
"madde yoktur" demek değildir. Maddesel evren vardır, ama
sadece bir algılar bütünü olarak vardır. (Tıpkı rüyalarımızın
bir hayal olarak var olması gibi)
Bir başka örnek şudur: Alaeddin Şenel'e
göre, evrenin bir algılar bütünü olduğu sonucuna varmak,
evrenin nasıl işlediğini araştırmayı, yani bilimi terk etmeyi
gerektirmektedir.
Bu bütünüyle gerçek dışı bir iddiadır.
Elbette ki, "evren" ismi verilen algılar bütününün nasıl
bir düzen içinde işlediğini anlamak, hangi kurallara tabi
olduğunu öğrenmek için bilime ihtiyaç vardır.
Ama bu bilim anlayışı ile materyalist
bilim anlayışı arasında çok önemli bir fark vardır. Söz
konusu algılar bütününü gözlemleyerek bulduğumuz doğa kanunları,
bu bütünü yaratmış olan Allah'ın kanunlarıdır.
Maddeyi mutlak varlık sanan, doğa kanunlarını
maddenin kendinden kaynaklandığını düşünen ve kendilerini
yaratanın da zaten doğa kanunları olduğuna inanan materyalistler
ise, bu gerçek karşısında paniğe kapılmaktalar. Çünkü Bilim
ve Ütopya yazarlarından Rennan Pekünlü'nün belirttiği gibi,
Evrim Aldatmacası kitabında anlatılan gerçekler yalnızca
Evrim Teorisi'ni değil, materyalist felsefenin tüm kültür
dokusunu çökertmekte, bu şekilde Kur'an-ı Kerim'in "...Biz
hakkı batılın üzerine fırlatırız, o da onun beynini darmadağın
eder..." (Enbiya Suresi, 18) ayeti
gerçekleşmektedir.
Görme Dışındaki Duyuların da
Beyinde Algılandığını Gözardı Etme Yanılgısı
Alaeddin Şenel "nesneler insanların beyninin
dışında vardır... Bıçağın görüntüsü, bıçağı kaydırdığımızı
gösterdiğinde doğruyu göstermiştir. Duyduğum acı, akan kan,
görüntü değildir. Sevdiğim kişi de görmüştür" demektedir.
Görüldüğü gibi, Alaeddin Şenel, görme duyusunun algı olduğunu
kabul etmekte, ama bıçakla ilgili bize bilgi veren diğer
dört duyuyu (dokunma, işitme, tat ve koku) mutlak gerçek
sanmaktadır. Bıçağın elini kesmesi üzerine de, "bakın elimi
kesti, demek ki bir algı değil" demektedir. Alaeddin Şenel'in
anlamakta zorluk çektiği nokta, elindeki acı hissinin, akan
kanın, kanın verdiği sıcaklık ve ıslaklık hissinin ve diğer
tüm algıların da yalnızca zihinde oluştuklarıdır. Aynı şekilde,
"sevdiği kişi"de Alaeddin Şenel'in zihninde oluşan bir algıdan
ibarettir.
Alaeddin Şenel, tarif ettiği senaryoyu
(bıçakla elini kestiğini, bu kesiğin acı hissini ve kan
görüntüsünü oluşturduğunu, kendisini seven bir kişinin de
bu olaya şahit olduğunu)bir rüyada da aynen yaşayabilir.
Belki rüya gördüğü sırada biri ona "bu
gördükleriniz aslında bir algıdır" diyebilir. Hatta Alaeddin
Şenel bu insana "ben materyalistim, böyle iddialara inanmam"
da diyebilir.
Alaeddin Şenel ve onunla aynı şekilde
düşünen tüm materyalistler, şu an rüyadaki söz konusu adam
gibidirler. İçinde yaşadıkları algılar dünyasında, onlara
"tüm bunlar birer algı ve bu algıları yaratan üstün bir
Yaratıcı var" denmekte, ancak Alaeddin Şenel ve arkadaşları
bu gerçeğe karşı tutucu materyalist tepkiler vermektedirler.
Oysa gece gördükleri rüyalarından uyandıkları gibi, öldükten
sonra şu anda içinde yaşadıkları hayaller dünyasından da
uyanacaklar ve kendilerini yaratmış olan Allah'a hesap vereceklerdir.
Algıların Algı Yarattığını
Sanma Yanılgısı
Alaeddin Şenel, Evrim Aldatmacası isimli
kitaptan "Allah görüntüleri bir sıra, bir düzen içinde yaratır;
bir çiçek görüntüsü yaratmadan önce bir tohum görüntüsü
yaratır" cümlelerini aktarmakta ve ardından Allah'ın neden
görüntüleri belli bir sırayla yarattığını sormaktadır.
Materyalistler arka arkaya gözlenen iki
olaydan önce olanı sonrakinin mutlak sebebi olarak kabul
etmektedirler. Oysaki ardı ardına gelen iki olayda ikinciyi
birincinin oluşturduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt mevcut
değildir. Somut olarak gözlenen, iki olayın arka arkaya
gerçekleşmiş olmasından ibarettir. Bunlardan ilkinin, ikincinin
sebebi olduğu görüşü, maddi kanıtı bulunmayan bir iddiadan
ibarettir.
Allah zihnimizde algıladığımız görüntüleri
belli bir sıra içinde, yine kendisinin belirlediği doğa
kanunlarına göre yaratmaktadır. Şüphesiz ki Allah bir öncelik-sonralık
ilişkisi olmadan da yaratabilirdi. Örneğin çiçeği tohum
olmaksızın yaratabilirdi. Sonsuz güç sahibi olan ve hiçbir
şeye ihtiyacı bulunmayan Allah'ın çiçek yaratmak için tohuma
ihtiyacı yoktur.
Allah'ın görüntüleri belli bir öncelik-sonralık
içinde yaratmasının sebebi, Allah'ın varlığını fark eden
akıllı insanlar ile algılar dünyasına aldanarak akıllı insanların
uyarılarını dinlemeyenler arasındaki farkı ortaya çıkarmaktır.
Alaeddin Şenel'in "Maddi bir olayın mutlak
sebebi başka bir maddi olaydır" şeklindeki düşüncesinin
(yani nedensellik inancının) yanlışlığını çok basit bir
örnekle ispatlayabiliriz. Alaeddin Şenel, rüyasında bir
muma elini uzattığı takdirde elinin acıdığını hissedecektir.
Hatta rüyasında eli su toplayıp şişebilir. Oysa ki bu sadece
bir rüyadır; ortada ne bir mum ne de ateş vardır. Gerçekte
eli yanmadığı halde elinin acıdığını hissetmiştir. Alaeddin
Şenel'in rüyasında duyduğu acı hissi bir mumdan kaynaklanmamaktadır.
Dolayısıyla acı hissi ve mum görüntüsü,
iki ayrı algıdır ve Alaeddin Şenel'e ayrı ayrı algılattırılmıştır.
Biri diğerinin sebebi değildir. Bu iki olayın arasında hiçbir
sebep-sonuç bağı yoktur. Alaeddin Şenel, biraz düşünürse,
rüya için geçerli olan bu gerçeği aslında uyanıkken de yaşadığını
kavrayacaktır. Çünkü rüyada görülenler de uyanıkken görülenler
de tamamen zihnin içinde oluşmaktadır. Yani her iki durumda
da aynı şartlar ve aynı kurallar geçerlidir.
|
|
|